Pastavilla Genel Müdürü Dilara Arslan, kendi hikayesini seferberliğe dönüştürdü.
Ekim ayı tüm dünyada “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak biliniyor. Türkiye’nin önde gelen markalarından Pastavilla’nın Genel Müdürü Dilara Arslan ise bu ayın anlamını kişisel hikâyesiyle daha da görünür kılıyor. Henüz 36 yaşında aldığı tanıyı sessizce yaşamak yerine paylaşmayı seçen Arslan, yaşadıklarını yüzlerce kadına umut olacak bir seferberliğe dönüştürdü.
Onun öncülüğünde, Pastavilla’nın Mersin’deki fabrikasında 900 kadın çalışan için ücretsiz tarama ve farkındalık eğitimleri başlatıldı. Böylece bireysel bir deneyim, kolektif bir iyileşme hareketine dönüştü.
Her yıl Ekim ayında tüm dünyada milyonlarca kadın için kritik bir konu yeniden gündeme taşınıyor: Meme kanseri. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınlarda en sık rastlanan kanser türü olan meme kanseri, Türkiye’de her 8 kadından 1’ini etkiliyor. Daha çarpıcı olan gerçek ise tanıların yaklaşık beşte birinin 40 yaş altı kadınlarda görülmesi. Bu durum ”benim başıma gelmez” düşüncesinin ne kadar yanıltıcı olduğunu açıkça gösteriyor. Buna rağmen farkındalık kampanyaları çoğu zaman yalnızca 40 yaş üzerini hedef alıyor. İşte tam da bu noktada Pastavilla Genel Müdürü Dilara Arslan’ın hikâyesi, ezberleri bozarak genç kadınların da risk altında olduğunu gün yüzüne çıkarıyor.
Sağlıklı bir yaşam tarzına sahip, düzenli spor yapan, dengeli beslenen ve ailesinde kanser öyküsü bulunmayan, 36 yaşında genç bir anne olan Arslan, Şubat ayında aldığı 2. evre meme kanseri tanısıyla bambaşka bir yolculuğa çıktı. Bu haber yalnızca kişisel hayatını değil, iş hayatındaki liderliğini de yeniden şekillendirdi. Arslan’ın hikâyesi, bireysel bir sınavı aşarak yüzlerce kadına cesaret ve umut verecek bir harekete dönüştü. Çünkü onun yaşadıkları yalnızca O’na ait değil; kanser riskinin farkında olmayan binlerce kadına ışık tutabilecek nitelikte.
Hiçbir kadının bu riskin tamamen dışında olmadığını ifade eden Arslan şöyle diyor:
“Sağlıklı yaşam tarzı, spor, dengeli beslenme ya da genetik faktörlerin yokluğu tek başına yeterli değil. Ben sağlıklı beslenmeye özen gösteren, haftanın 4 günü spor yapan, yediğim yiyeceklerden evde kullanılan temizlik ürünlerine kadar doğallığı hayatının merkezine koyan biriyim. Ailemde hiçbir kanser öyküsü yoktu, genetik testlerim temiz çıkmıştı ve hiçbir risk grubunda değildim. Hiçbir şikâyetim yokken, kendimi çok sağlıklı hissettiğim bir dönemde rutin bir check-up yaptırmıştım. Tüm değerlerime bakıldı, hepsi mükemmeldi. Hatta öyle ki, 25 yaşında birinin değerlerine sahip olduğumu söylediler. Ta ki, ertesi gün meme ultrasonumda bir karartı fark ettiklerini söyleyene kadar. Meme kanserinde erken teşhis ve elle muayenenin önemi sürekli vurgulanıyor. Fakat ben tanıdan sonra bile elle muayenede bir şey hissetmemiştim. Çünkü kitle elle hissedilemeyecek kadar derinde, kaburgama çok yakın bir yerdeydi. Benim hikayem gösteriyor ki, tüm kadınların kendi sağlıklarını ciddiye almaları, kontrollerini ihmal etmemeleri gerekiyor. Kesin olarak alabileceğiniz tek önlem ise 40 yaş altı kadınlar için yılda bir kez meme ultrasonu, 40 yaş üzeri için ise mamografi yaptırmak…”
900 Kadın İçin Sağlık Seferberliği
Arslan’ın hikâyesini paylaşma kararı ve bunu toplumsal bir faydaya dönüştürme iradesi, yalnızca bireysel bir farkındalıkla sınırlı kalmadı; Türkiye’nin lider markalarından biri olan Pastavilla’da kapsamlı bir sağlık seferberliğine dönüştü. Mersin’deki fabrikada çalışan 900 kadın için başlatılan program kapsamında, 40 yaş üstü çalışanlara mamografi, 40 yaş altına ise meme ultrasonu imkânı sağlandı. Ayrıca her cuma günü gruplar halinde düzenlenen farkındalık eğitimlerinde kadınlar kanserin teşhisi, tanısı ve tedavisi hakkında bilgilendirildi, taramalara yönlendirildi. Bugüne kadar 300’den fazla kadın çalışan taramadan geçti. Bu kadınlardan 8’inde şüpheli bulgulara rastlandı ve genel cerrahiye yönlendirildi. Toplumumuzda hala “meme” kelimesinin dahi rahatlıkla telaffuz edilemediği düşünüldüğünde, bu adım kadınların kendi sağlıklarını sahiplenmeleri için ayrı bir cesaret örneği taşıyor. Bu sonuçlar, projenin yalnızca bir farkındalık girişimi değil, doğrudan hayat kurtaran somut bir adım olduğunu ortaya koyuyor.
Arslan bu süreci şöyle özetliyor:
“Çalışma saatleri içinde taramaların yapılmasını sağladık. Çünkü kadınların kendi sağlıklarını ertelemelerine izin vermek istemedik. Bu süreçte yalnızca tarama imkânı sunmuyoruz; aynı zamanda cesaret aşılıyoruz. Bu konuyu konuşulabilir hale getirmek, sonra da kadınları taramalara ikna etmek gerekiyordu. Bugün görüyorum ki, kadınlar birbirlerini teşvik etmeye başladı. Artık yalnız olmadıklarını biliyorlar.”
“Senin Hikâyeni Duyduk, Kontrole Gittik.”
Dilara Arslan’ın yolculuğu, yalnızca kişisel bir hastalık hikâyesi değil; iş dünyasında liderliğin en samimi tanımlarından biri. Genç yaşta Türkiye’nin lider markalarından birinin genel müdürlüğünü üstlenmek başlı başına bir başarıyken, bu süreç ona farklı bir liderlik boyutu kattı: Toplumsal sorumluluğa öncülük etme.
Bugün Pastavilla, yalnızca sofralara lezzet taşıyan bir marka değil; aynı zamanda kadın sağlığına sahip çıkan, topluma dokunan bir kurum. Bu yaklaşım, markanın kurumsal vizyonunu ortaya koyuyor. Çünkü gıda sektöründe liderlik, yalnızca kaliteli ürün üretmekle değil, topluma değer katan sorumluluk projeleriyle de ölçülüyor.
Arslan, kurumların bu konuda sorumluluk almasıyla birçok kişinin hayatının değişebileceğini söylüyor. “Biz öncü olduk, umarım çok sayıda şirket de bu sürece katılır.” diyerek şirketleri de teşvik ediyor.
Arslan’ın bireysel cesareti, Pastavilla çatısı altında kolektif bir iyileşme hareketine dönüştü. Kendi çevresinde paylaştığı bu hikâye, yakın dostlarını, iş ortaklarını ve diğer şirketleri de harekete geçirdi. Arslan, “Senin hikâyeni duyduk, kontrole gittik.” şeklinde geri dönüşler aldığını ve çok mutlu olduğunu söylüyor.
Birkaç Dakikalık Kontrol Size Hayatınızı Hediye Edebilir!
Dilara Arslan’ın hikâyesi, bireysel bir sınavdan toplumsal bir çağrıya dönüştü. Pastavilla’nın desteğiyle bugün binlerce kadın, erken teşhisin hayat kurtarıcı etkisiyle tanıştı. Ama bu yolculuk yalnızca bir şirketle sınırlı değil. Arslan, erken teşhisin hayat kurtardığını ve bu mesajı daha çok kadına ulaştırmak için sorumluluk hissettiğini söyleyerek kadınlara sesleniyor:
“Sağlık kontrollerinizi ertelemeyin. Çünkü birkaç dakikanızı ayırarak yaptıracağınız bir kontrol, size koca bir hayat hediye edebilir. Benim dileğim, hiçbir kadının bu yolculukta kendini yalnız hissetmemesi.”
Onun hikayesi gösteriyor ki; cesaretle paylaşılan bir deneyim, binlerce kadının yolunu aydınlatabilir…