20 October 2025

Marie Claire

‘Hiçbir kadın kanser olma riskinin tamamen dışında değil.

 

Türkiye’nin lider markalarından biri olan Pastavilla’nın Genel Müdürü Dilara Arslan, Şubat ayında aldığı meme kanseri tanısının hikayesini bizimle paylaşarak kadınlara ilham olmak için yola çıkıyor. Onun hikayesi tüm kadınlara cesaret verecek ve özellikle 40 yaş ve altı kadınlar için yeni bir farkındalık oluşturacak.

Bugün, 36 yaşındaki genç lider, bekar bir anne ve 2. evre kanser tanısı almış Dilara Arslan’ı tanıyacak, Pastavilla çatısı altında başlattığı seferberliği ve kadınlara vermek istediği değerli mesajları konuşacağız.

Öncelikle sizi biraz tanımak isteriz. Kendinizden bahseder misiniz?

1989’da Mersin’de doğdum. Liseyi bitirene kadar Mersin’de yaşadıktan sonra Sabancı Üniversitesi’nden mezun oldum. Ardından yolum Meksika, Fransa ve Kanada’ya uzandı. Kariyerimin ilk beş yılını Kanada’da geçirdim ve 2016’da Türkiye’ye kesin dönüş yaptım. Anne tarafım Girit, baba tarafım Mardin kökenli; farklı kültürlerin birleştiği bir evde büyüdüm. Bugün, dört yaşında oğluna annelik yapan, Pastavilla’nın genel müdürlüğünü üstlenen bir kadınım. Yoğun iş hayatımın yanında spora zaman ayırmaya özen gösteriyorum; tenis ve pilates yaşamımın dengesi. Mutfakta vakit geçirmek ise bana terapi gibi geliyor; sağlıklı ve lezzetli tarifler yaratmak en büyük keyiflerimden. Seyahat etmek, hem kendim hem de oğlum için dünyaya başka pencerelerden bakma fırsatı… Kimi zaman ailemle, kimi zaman dostlarımla, çoğu zamansa oğlumla çıktığım bu yolculuklar bana ilham veriyor.

Yoğun temponuza rağmen kendinize, sağlığınıza özen gösteren alışkanlıklarınız var. Peki, meme kanseri tanısı nasıl kondu? Tanıyı almadan önce hiçbir belirti hissetmediniz mi?

Sizin de söylediğiniz gibi sağlığına özen gösteren biri olarak bu tanıyı alabileceğim hiç aklıma gelmemişti. Çünkü bugüne kadar hiçbir ciddi sağlık problemi yaşamamış, kronik bir hastalığım olmamıştı. Ailemde kanser öyküsü de yok. Ara ara kendimi elle muayene etmeme rağmen elime hiçbir şey gelmemişti. Üstelik özellikle dikkat çekilen 40 yaş üstünde değildim. 40 yaş altı kadınlar içinse emzirmemiş ve doğum yapmamış olmak bir risk faktörü olarak öne çıkıyor ancak ben bu kategoride de değildim. Genel check up sırasında doktorum 25 yaşındaki birinin değerlerine sahip olduğumu, vitamin eksikliğimin dahi olmadığını söylemişti. Ta ki meme ultrasonu sonuçlarım gelene kadar… Sol mememdeki kitle 2 cm’e ulaşmış, elle hissedilemeyecek kadar derinde, 2 lenf nodülüne sıçramış ve hiç belirti vermemişti.

Bu durum bana öğretti ki, hiçbir kadın kanser olma ihtimalinin tamamen dışında değil. O günden itibaren kendi hikayemi paylaşmayı görev bildim diyebilirim. Meme kanseri için kadın olmak başlı başına bir risk faktörüymüş bunu anlıyorum.

Türkiye’de her 8 kadından 1’i yaşamı boyunca meme kanseri tanısı alıyor ve vakaların yaklaşık beşte biri 40 yaşın altındaki kadınlarda görülüyor. Buna rağmen farkındalık çalışmalarının çoğu 40 yaş üstüne odaklanıyor. Bu yanlış algıyı kırmak istiyorum. Çünkü benim hikayem gösteriyor ki, sağlıklı yaşayan, genetik riski olmayan 40 yaş altı kadınlar da risk altında.

Bu farkındalığı Pastavilla çatısı altına da taşıdınız. Burada nasıl bir adım attınız?

İlk adımı firmamız bünyesindeki kadınlar için atmak istedim. Ekibimizde 900 kadın çalışıyor ve büyük bir kısmı fabrikamızın da bulunduğu Mersin’de yaşıyor. Onların bu süreci ihmal etmesini istemedim. Bu nedenle bir hastane ile iş birliği yaparak, 40 yaş üstü çalışanlarımıza mamografi, 40 yaş altı çalışanlarımıza meme ultrasonu imkânı sunduk.

Eş zamanlı olarak şirket bünyemizde bir sağlık seferberliği başlattık. Her cuma günü, 100’er kişilik gruplar halinde şirket doktorumuzun eşliğinde farkındalık eğitimleri düzenledik. Bu eğitimlerde hem meme kanseri konusunda bilgi verdik hem de kadınlarımızı taramaya gitmeleri için cesaretlendirdik.

Çok kıymetli geri dönüşler alıyoruz: Kadınlar artık yalnız olmadıklarını hissediyor, kendi sağlıklarını ertelememeleri gerektiğini fark ediyorlar. Hatta çevrelerindeki kadınları da kontrole teşvik etmeye başladılar. Böylece bu proje yalnızca bir sağlık uygulaması olmaktan çıktı; kadınların birbirine cesaret verdiği güçlü bir dayanışmaya dönüştü. Bu da benim için en büyük mutluluk.

Sizin gibi bu tanıyı alan veya gelecekte alacak olan kadınlara iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Meme kanseri tanısı aldığınızda zamanla yarışıyorsunuz. Elbette her hasta aynı süreçten geçmiyor; tümörün cinsine ve evresine göre doktorlar tedavi planı oluşturuyor. Ben, Şubat ayında 2. evre meme kanseri tanısı aldım. İki hafta içinde mastektomi ameliyatımı oldum, ardından 6 ay süren kemoterapi sürecine girdim. Toplamda 16 kür kemoterapi aldım. Şimdi radyoterapi sürecim devam ediyor. Kolay mı? Elbette değil. Endişelendiğim, korktuğum günler oldu. Durdum, düştüm, yoruldum… Ama hayat çok güzel. İyi ki o gün o check-up’a gitmişim. Ya gitmeseydim?

Her yaştan kadına seslenmek istiyorum: Lütfen sağlık kontrollerinizi aksatmayın. Bu süreçten geçen kadınlara da söylemek istediğim şu: Sevdiklerinize tutunun, hayattan kopmamaya direnin. Çünkü yaşamak, tüm zorluklara rağmen çok kıymetli.

----

Dilara Arslan’ın hikâyesi, bireysel bir tanının çok ötesinde. Onun cesareti, Pastavilla çatısı altında başlattığı seferberlik ve kadınlara verdiği mesaj, iş dünyasında kadın liderliğinin en samimi tanımlarından biri. Bu çağrı yalnızca Pastavilla’daki 900 kadına değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki kadınlara ulaşıyor: Sağlığınızı ertelemeyin…

Other News