16 October 2025

MediaCat

Türkiye’nin çok sevilen ve yaptığı kampanyalarla sıkça adından bahsettiren markalarından Pastavilla’nın genel müdürü Dilara Arslan, bu kez iş dünyasındaki başarılarıyla değil, kendi yaşamından güçlü bir mücadele hikâyesiyle karşımızda.

 

En sağlıklı günlerinde aldığı 2. evre meme kanseri tanısı bir günde tüm hayatını değiştirdi. Şubat ayında tedavisi başlayan ve halen devam eden Arslan hiç vakit kaybetmeden hikayesini paylaşarak özellikle 40 yaş altı kadınlar için farkındalık yaratmak istiyor. 

 

Dilara Arslan, farkındalık için ilk olarak Pastavilla’da sağlık seferberliği ilan ederek 900 kadın çalışanın sağlık kontrollerini başlattı. Böylece kişisel bir deneyimi, kurumsal bir farkındalık hareketine dönüştürdü. Bugün cesaret dolu yolculuğunu kendisinden dinliyoruz. 

 

Adınızı iş dünyanızdaki başarılarınızla ve Pastavilla için yaptığınız kampanyalarla sıkça duyuyoruz. Ancak sizi daha yakından tanımak isteriz. Kendinizden biraz bahseder misiniz? 

 

1989’da Mersin’de doğdum ve çocukluk ile gençlik yıllarımın büyük kısmını orada geçirdim. Ailem farklı köklerden geliyor; annem Giritli, babam Mardinli. Bu kültürel çeşitlilik bana küçük yaşlardan itibaren farklı dünyaların bakış açılarını kazandırdı. Üniversite eğitimimi Sabancı Üniversitesi’nde aldıktan sonra Meksika, Fransa ve Kanada’da yaşama fırsatım oldu. Kariyerimin ilk yıllarını Kanada’da şekillendirdim ve 2016’da Türkiye’ye dönüş yaparak burada, İstanbul’da yeni bir sayfa açtım. Bugün dört yaşında bir oğlum var ve aynı zamanda Pastavilla’nın genel müdürlük görevini yürütüyorum. İş hayatım yoğun ama spora, sağlıklı yaşama ve mutfağa zaman ayırmaya özen gösteriyorum. Ayrıca oğlumla birlikte yeni yerler keşfetmekten de büyük keyif alıyorum. Seyahat etmek bizim için hem ilham verici oluyor hem de birlikte heyecan verici anılar biriktiriyoruz. 

 

Etkileyici bir eğitim ve kariyer yolculuğunuz olmuş. Ama biliyorum ki bugün bizimle bambaşka bir konuyu paylaşmak için buradasınız. Meme kanseri tanı hikayeniz nasıl oldu? Bize biraz başlangıç noktasını anlatır mısınız? 

 

Bahsettiğim gibi ben sağlığına özen gösteren, yediğim yiyecekten evimde kullandığım temizlik ürünlerinin organik olmasına kadar dikkat eden biriyim. Hep böyleydim. Bugüne kadar hiçbir ciddi sağlık problemim, kronik bir hastalığım olmamıştı. Açıkçası hiç beklemediğim bir tanıydı; çünkü ailemde hiç kanser öyküsü de yoktu, üstelik 40 yaş altı, doğum yapmış ve emzirmiş biriydim. Bunları söylüyorum çünkü risk faktörü olarak gösterilen hiçbir kategoride yer almadığımın altını çizmek isterim. Herhangi bir şikâyetim de yoktu, rutin bir check-up sırasında öğrendim. Elbette bir anne olarak aklıma ilk oğlum geldi. İnanmakta çok güçlük çektim, kabullenmem zaman aldı. O an şunu çok net gördüm: Hiçbir kadın bu riskin tamamen dışında değil. İşte bu yüzden sadece kendi sağlığım için değil, genç kadınlara farkındalık kazandırmak için de sorumluluk hissettim ve bu yolda elimden gelenin en iyisini yapmak istedim. Bu konunun toplumumuzda daha iyi anlatılması gerektiğine inanıyorum. 

 

Farkındalık kazandırmak istediğinizi söylediniz. İlk adımı nerede attınız? 

 

Mersin’deki fabrikamızda 3 bin kişi çalışıyor ve bunun 900’ü kadın. Önce kendi hikayemi onlarla paylaştım, ardından hepsine ulaşacak bir sağlık seferberliği başlattım. Benim için liderlik sadece başarılarla öne çıkmak değil, zor ve hassas anlarda da sorumluluk alabilmek. Şirketimizin kurum kültürü de zaten bu yönde. Buradan yola çıkarak sağlık seferberliği kapsamında ilk olarak her cuma şirket doktorumuzun katılımıyla bilinçlendirme eğitimleri düzenledik. Eğitimleri önceliklendirdik çünkü önce bu konuyu konuşulabilir hale getirerek kadınları kontrole ikna etmek istedik. İkinci aşamada ise bir hastane ile iş birliği yaptık ve 40 yaş üstü kadın çalışanlarımıza mamografi, 40 yaş altına ise ücretsiz ultrason imkânı sunduk. Yaptığımız bu çalışma hem bilgilendirme hem de somut adım atma fırsatını aynı anda sağladı.  

 

Çalışanlarınızdan geri dönüşler almaya başladınız mı? İlk tepkiler nasıl oldu? 

 

İnsanları kontrole ikna etmek hiç kolay değil. 40 yaş üzeri kadınlarımız daha bilinçli ancak 40 yaş altındakiler kendini daha düşük risk altında görüyor. Biraz bunu fark etmiş olduk. Ancak benim hikayem tabi ki onlar için ayrı bir farkındalık oldu. Kendilerine bu kadar yakın birinden bu hikâyeyi duymak ve bu şekilde destek almak onlara yalnız olmadıklarını hissettirdi. Bilinçlendirme eğitimiyle çoğunluğu ikna etmeyi başardık. Eğitimlerimiz halen devam ediyor. Hatta sıklıkla duyuyorum; kendi çevrelerini de kontrole teşvik etmeye başladılar. Bu proje artık kadınların birbirine cesaret verdiği bir sağlık seferberliğine, dayanışmasına dönüştü.  

 

 

 

 

 

 

 

Bu seferberlik için her bir kadın adına size teşekkür ederiz… Peki bugün nasılsınız ve kendi deneyiminizden yola çıkarak kadınlara en önemli tavsiyeniz ne olur?  

 

Tanıyı aldığınız anda bir maraton başlıyor; vücudunuzla olduğu kadar duygularınızla da sınanıyorsunuz. Tanımı aldıktan sonra iki hafta içinde mastektomi ameliyatımı oldum ve 16 adet kemoterapiyi geride bıraktım. Radyoterapi, akıllı ilaç ve hormon tedavisi ile sürecim koruma amaçlı devam ediyor. Zaman zaman çok zorlandım, korkularım oldu, umutsuzluğa kapıldığım anlar yaşadım. Ama her seferinde aynı şeyi düşündüm: Ya o check-up’a gitmeseydim? O basit görünen karar, hayatımı kurtardı.  

 

Kadınlara şunu söylemek isterim: Kendinizi ertelemeyin. Birkaç dakikanızı ayırarak yaptıracağınız kontroller, size bir hayat hediye edebilir. Benim hikâyem, bu küçük adımın ne kadar büyük sonuçlar doğurduğunun en net göstergesi. Yaşadıklarım bana, hayatın hiç beklenmedik bir anda yön değiştirebileceğini ama insanın da aynı hızla değişip güçlenebileceğini gösterdi. Şunu da eklemek isterim: Pes etmeyin. Sevdiğiniz insanlara ve size iyi gelen şeylere sıkı sıkıya tutunun. Umutsuzlukla karanlığa düşmek çok kolay ve zaman zaman kaçınılmaz ama oradan çıkmak da sizin elinizde. Kendinizi bırakmayın; çünkü bu yolculuğun sonunda hayat, eskisinden de daha derin, daha içten ve daha güzel bir anlam kazanıyor. 

 

 

 

Dilara Arslan’ın bireysel cesaretinden doğan bu seferberlik, Pastavilla çatısı altında iş dünyasına yayılan güçlü bir liderlik örneğine dönüşüyor. Onun çağrısı yalnızca şirket çalışanlarına değil, Türkiye’nin dört bir yanındaki kadınlara ulaşıyor: Sağlığınızı ertelemeyin. 

 

Other News